FİKRİYE

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi Ragıp Bey’in kardeşi Memduh Hayrettin Bey ile Vasfiye Hanım’ın kızıdır. Fransızca ve Yunanca bildiği, ud ve piyano çalabildiği, Fikriye Hanım’a ilişkin bilinenler arasındadır.

1923 yılına değin Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal’e yardımlarda bulunmuştur. Hastalıklara karşı zayıf, narin yapısı, eğitimini de   engellemiş; Fikriye’nin ruh yapısını ve geleceğe dönük planlarınıDSC_3192 (2) rahatsızlandığı için Münih’e gitmek zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal’e âşık olan Fikriye Hanım, onun Latife Hanım’la evliliğini öğrenince Türkiye’ye geri dönmüştür. İlk işi köşke gitmek olmuştur. Ancak Latife Hanım onun geldiğini görünce Mustafa Kemal Atatürk’e haber vermeden yavere emir vermiş ve köşkten uzaklaştırmıştır. Tam olarak nasıl öldüğü bilinmemektedir. Çankaya Köşkü’nün önünde intihar ettiği iddia edilirken, tabancayla vurulduğu da söylenmektedir. Fikriye Hanım’ın ölümünün Atatürk ve Latife Hanım’ın evliliğini etkilediği düşünülür.

DSC_3184 (3) Ölüm tarihi 31 Mayıs 1924 olarak kayıtlara geçmiştir, ancak vurulduğu ya da kendini vurduğu tarih 23 Mayıs olarak bilinir. Hıfzı Topuz’un belgelere dayandırarak yazdığı Gazi ve Fikriye romanında ise Fikriye Hanım’ın intihara teşebbüs ettiği tarihten öldüğü tarihe kadar hastanede tedavi altında kaldığı, kurşun yarasıyla değil, kurşunun açtığı yaranın enfeksiyon kapması ve tam iyileşmeyen verem hastalığının iyice azması nedeniyle öldüğü yazılmaktadır. Yine aynı esere göre Atatürk, Fikriye Hanım’ın Köşk’e yerleşmesinin yarattığı dedikoduları önlemek için onunla gizlice evlenmiş, hatta nikahlarını da dönemin Şer’iye ve Evkaf Vekili, Cumhuriyet döneminin ilk Diyanet İşleri Başkanlarından Mustafa Fehmi Gerçeker kıymıştır. Araştırmacı Eriş Ülger, Ata’nın yaveri Salih Bozok’un anılarına dayanarak, Fikriye Hanım’ın mezar yerinin Kuğulu Park’ta olduğunu söylemektedir. Fikriye Hanım kitabının yazarı Fatih Bayhan ise Fikriye Hanım’ın bugün üzerinde bankaların bulunduğu Ankara’nın Ulus semtindeki eski mezarlıkta yatmakta olduğunu belirtmiştir. Can Dündar ise bugün Ankara Etnografya Müzesi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün at üzerinde dev bir heykelinin yükseldiği yere defnedildiğini yazmıştır.